İletişim Formu
 Hesap Oluştur!  Şifre Hatırlat! E-Posta : Şifre :



Evdekiler simit bekler

“Senin gibi bir çocuğu yetiştiren ana baba cahil olamaz… O nedenle bir daha asla annenle babana cahil deme… Okumamışlar de, ama cahil deme… Aradaki farkı da hayat sana anlatacaktır… Ama sen bu sözümü unutma…”

 Evdekiler simit bekler

Evdekiler simit bekler…

Biliyorum…

Zaten işareti de az önce geldi.

Evden arayıp dediler ki:

“Özlem Hanım biz karpuz aldık, siz gelirken almayın, gerek yok…”

Bu ne demek şimdi?

Bir parça duyarlılık sayesinde yorumu çok basit :

“Ee bi zahmet simiti de gelirken siz alın.”

Arabadayım.

Eve oldukça yaklaştım. Çevredeki bildiğim 2-3 simitçiye bakıyorum, simitleri bitirip kapatıp gitmişler bile…

Bu ne sorumsuzluktur? Saat 17:00 ve “Beş çayı” gibi geleneksel bir öğünde ne simitçiler var ortada ne de simitler…

Ama kararlıyım… Evdekiler simit bekler…

Eve on dakika geç gitsem de, simitsiz gitmem!

Bağdat Caddesine iniyorum aracımla..

Hah! Tam köşede bir simitçi var. Bakıyorum, evet tezgahında simitler duruyor. Hemen aracımı sağa çekip camdan sayı bildiren işareti yapıyorum. Saniyeler içinde simitlerin mis gibi kokusu aracımı doldurmuş halde dönüş yoluna geçiyorum.

Eve dönmek için geniş bir U yapmam gerekiyor. İlk ışıklarda kırmızıya denk geliyor ve duruyorum.

Yanıma 10-11 yaşlarında bir erkek çocuğu yaklaşıyor. Aracımın sürücü camı açık olduğundan sesini çok net duyuyorum.

“Abla okul harçlığım için bir mendil alır mısın?”

Dönüp yüzüne bakıyorum. Artık nasıl baktımsa çocuk hemen ekliyor:

“Abla yoksa paran canın sağ olsun…”

Gülümsüyorum.

Aslında bu “okul harçlığı” sözü beni ikna etmek açısından tam isabet…

Çantamdan para çıkartıp uzatırken, kağıt mendili de alıyorum. Bu kağıt mendillerin nerede ve ne zaman gerekeceği hiç belli olmadığı için, her çantada birer ikişer paket bulunmasında fayda oluyor.

Trafik lambasına bakıyorum. Hala kırmızı… Sohbet edecek zaman var..

-       Hangi okula gidiyorsun?

-       Kavaklı Pınar İlköğretim Okuluna..

-       Nerede o?

-       Pendik’te..

Demek, taa Pendik’ten kalkıp geliyor buralara diye düşünüyorum.

Yüzüne bakıyorum, pırıl pırıl tertemiz bir çocuk.. Eli yüzü de tertemiz…

-       Peki kaçıncı sınıfa gidiyorsun?

-       Sekizinci sınıfa…

Eskiden Orta 3 derdik biz bu sınıfa… Şimdi 4+4 sisteminde acaba Orta 4 mü oluyor, bilemedim ama zaten önemi de yok…

Tekrar trafik lambasına bakıyorum. Hala kırmızı…

-       Peki ne olacaksın büyüyünce?

Hiç duraksamadan kendinden gayet emin cevap veriyor:

-       Mimar!

Söyler söyleemz de bir ışık kaplıyor yüzünü…

-       Mimar mı? Süper! Neden mimar peki?

-       İnşaatları seviyorum…

-       İnşaatları?

-       Evet… Bir de çizim yapmayı seviyorum abla..

-       Harika… Umarım olursun ileride mimar..

-       İnşallah olurum abla..

-       İstersen olursun… Kafaya koymana bağlı…

Her nedense içimde bu çocuğun bir gün mimar olacağına dair bir inanç oluşuyor. Yüzüne bakıyorum, ……… evet bu çocuk mimar olacak…

Işıklar hala kırmızı…

-       Baban ne iş yapıyor peki?

-       İnşaat da çalışıyor…

-       İnşaat derken?

Tereddüt ediyorum… Acaba bir anda karşımda çok ünlü bir mimarın hayat dersi alması için sokaklara dökülen oğlu mu duruyor?

-       İşte bildiğin işçi abla… Düz işçi..

-       Anladım..

-       Peki ablan ya da abin var mı?

-       Bir ablam var. O da liseye gidiyor.

-       O ne olmak istiyor peki?

Gülümsüyor. Belli ki aralarında mizahi bir malzeme bu…

-       Savcı olmak istiyor. Avukatlık üzerinden savcı olacakmış.

-       Ay ne güzel! Peki başka kardeşin var mı?

-       Biz 7 kardeşiz abla..

-       Neeeee!?

Utanarak başını öne eğiyor… Gülümseyerek mırıldanıyor… Sesinde o yaştan beklenmeyecek bir anlayış ve hoşgörü var… Sanki aşmış bir şeyleri…

-       Benim babam işte! ……….  Hiç okumamışlar ki………  Onlar cahil abla…….

O anda yeşil yanmasa ve arkamdaki araç anında kornaya basmasa söyleyecek çok şey vardı… Ama söyleyemedim…

Yoksa diyecektim ki:

“Senin gibi bir çocuğu yetiştiren ana baba cahil olamaz… O nedenle bir daha asla annenle babana cahil deme… Okumamışlar de, ama cahil deme…  Aradaki farkı da hayat sana anlatacaktır… Ama sen bu sözümü unutma…”

Simitlerimle birlikte eve yol alırken önünden geçtiğim bir inşaate takıldı gözlerim… Belki babası buradadır dedim kendi kendime… Ve o da gülümseyerek bakıyordur hayata tüm yüküne rağmen…

Ve benim oğlum “mimar” olacak diye anlatıyordur arkadaşlarına molalarda çayını yudumlarken…

Leyla Özlem Demir

23 Mayıs 2013

İstanbul


Bu makale toplam 279 kez görüntülenmiştir. Yayın Tarihi: 04.01.2016 23:53:59

 Sayfayı Yazdır
 YAZDIR


Bu Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.


Sizde YOcoin yatırımcısı olmak İçin Öncelikle Alttaki Ön Başvuru Formunu Doldurun Özel Temsilcimiz Sizi Bilgilendirecek & Siz de Firma Adı Temsilcisi



    ANA SAYFA     YOcoin Nedir     FIRSATLAR     YOcoin Üye Olma     ÜCRETSİZ KAYIT     DUYURULAR    
MAKALELER     VİDEO ALBÜM     KAZANÇLAR     SUNUM     BİZE ULAŞIN     İletişim Formu     FOTO ALBÜM    

TEL: fALTgKTDkPLqxIHJG   E-POSTA: jimos4581rt@hotmail.com

 Fusion Life
Fusion Life

YOcoin Türkiye - YOcoin ile Hayatınız Değişecek © 2015 - 2017    Her Hakkı Saklıdır.